Erkek cilt bakımı, birçok kişi tarafından lüks ya da sadece kadınlara özgü bir alışkanlık olarak görülüyordu. Artık erkek cilt bakımı hijyen, özgüven ve genel karizma açısından kişisel bakımın en kritik parçalarından biri kabul ediliyor.
Doğal cilt bakımı dendiğinde pek çoğumuz cildini hem nazikçe temizleyen hem de yormadan nemlendiren o mucizevi içeriği arıyoruz. Ancak raflardaki birçok tonik; alkol, sentetik parfüm veya cildi kurutan sert bileşenlerle dolu olabiliyor.
Güneş ışınları, aslında cilt bakım rutinimizin en çok dikkat isteyen ama bazen en çok ihmal edilen parçası. Günlük hayatın koşturmacasında fark etmeden maruz kaldığımız o UV ışınları bir bakmışsınız ciltte kuruluk, ton eşitsizliği ya da aynaya baktığınızda sizi rahatsız eden o mat görünüm olarak geri dönmüş.
Cilt bakımına her gün ciddi bir zaman ayırmanıza rağmen, cildinizin neden hala hayal ettiğiniz o ışıltıya kavuşmadığını hiç düşündünüz mü? Birçok kişi en pahalı kremleri kullansa da cildinin neden hızla yaşlandığını ya da neden sürekli hassaslaştığını merak ediyor.
Anti-age ürünler dendiğinde çoğumuzun eli refleks olarak önce yüz ürünlerine gider. Oysa zamanın izleri yalnızca yüzümüzde değil; boyun, dekolte, kollar ve bacaklar gibi bölgelerde de kendini gösterir.
Cilt bakımı dünyasında her geçen gün yeni bir içerik popüler oluyor, ancak son dönemin en çok konuşulan ismi hiç şüphesiz PDRN . Cildinin daha güçlü ve ışıl ışıl görünüm isteyenlerin radarına giren bu içerik, aslında bir trendden çok daha fazlasını sunuyor. Eğer siz de raflarda veya sosyal medyada PDRN serum, ampul veya kremlerle karşılaşıp "Peki ama bu tam olarak ne işe başlıyor?" diyorsanız, doğru yerdesiniz. PDRN, cildin doğal bakım sürecini desteklemek ve görünümlerini değiştirmek isteyenler için güçlü bir yardımcı olarak öne çıkıyor.
Cildiniz zaman zaman kuruluk hissi mi yaşıyor? Kullandığınız ürünler eskisi kadar uyumlu gelmiyor mu ya da çevresel koşullara karşı daha hassas mı oluyor? Bu durumların büyük bir bölümü çoğu zaman fark edilmeyen ancak cildin genel dengesi için temel bir role sahip olan cilt bariyeri ile ilişkilidir. Cilt bakımında yalnızca doğru ürünleri seçmek değil bu ürünlerin üzerinde çalıştığı yapıyı anlamak da önemlidir. Cilt bariyeri bu yapının merkezinde yer alır ve cildin günlük konforunu doğrudan etkiler.
Cilt bakımı rutininize yeni üyeler ekledikçe kafaların karışması çok normal. "Önce C vitamini mi sürmeliydim?", " Hyaluronik asit ile retinol uyar mı ?" gibi sorular aynanın karşısında hepimizin aklından geçiyor. Aslında işin sırrı cildi yormadan doğru içeriği doğru sırayla ulaştırmakta saklı .
Aynaya baktığınızda yüzünüzün bazı bölgeleri daha koyu, bazı bölgeleri daha soluk mu görünüyor? Yanaklarda, alın çevresinde ya da dudak üstünde dikkat çeken farklı renk geçişleri mi var? Makyaj yaptığınızda fondötenin bazı alanlarda daha yoğun durduğunu, bazı bölgelerde ise tonu dengelemekte zorlandığını mı fark ediyorsunuz?
Komedonlar , cilt yüzeyinde pürüzlü bir görünüme yol açabilen, genellikle ten rengi, beyaz ya da koyu tonlarda gözlemlenen küçük oluşumlardır. Halk arasında siyah nokta ve beyaz nokta olarak anılan bu yapıla r en sık karşılaşılan cilt görünüm leri arasında yer alır. Açık komedonlar (siyah noktalar) ve kapalı komedonlar (beyaz noktalar) olmak üzere iki temel gruba ayrılır.