Saçınızı şekillendirdikten kısa bir süre sonra tellerinizin dağılması, elektriklenmesi veya kontrolsüzce hacim kazanması oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Özellikle duş sonrasında, yüksek nemli havalarda ya da fön sonrasında bu sorun daha belirgin hale gelir. Kabarmaya karşı bakım yapmanın yolu, saçı sürekli yeni ürünlerle yıpratmak değil öncelikle elektriklenmeyi tetikleyen günlük alışkanlıkları gözden geçirmektir.
Bebeğinizle geçireceğiniz ilk yaz mevsimi kapıyı çaldığında, aklınıza düşen ilk sorulardan biri muhtemelen şudur: “Güneş kremi kullanmalı mıyım, yoksa henüz erken mi?” Bebeklerin cildi son derece ince ve hassas olduğu için bu konuda endişelenmeniz çok normal. Ancak bebekleri güneşten korumak, biz yetişkinlerde olduğu gibi sadece bir krem sürüp dışarı çıkmaktan çok daha fazlasını gerektirir. Özellikle ilk aylarda bebeğinizi korumak için gölgelik alanlardan doğru kıyafet seçimine, şapkadan dışarı çıkış saatlerine kadar her detayı bir arada düşünmeniz gerekir.
Güneş kremi seçmek, dışarıdan bakıldığında raftan herhangi bir ürünü seçmek gibi basit görünse de aslında cildinizden günlük alışkanlıklarınıza kadar pek çok detayı eş zamanlı düşünmeyi gerektirir. Raflarda Bioderma, La Roche-Posay, Avene, Neutrogena, Mustela, Sebamed ve Caudalie gibi onlarca popüler marka sıralanmışken karar vermek iyice zorlaşabilir.
Kusursuz bir makyajın en temel adımlarından biri, cildi ağırlaştırmayan ve yüksek koruma sağlayan doğru bir zemin hazırlığıdır. Geleneksel güneş kremleri bazı cilt tiplerinde yapışkan veya yoğun bir his bırakabilir. Ayrıca makyaj altında birikme hissi oluşturabildiği için bazı kullanıcılar güneş koruma adımını atlayabilir. Yeni nesil güneş koruma teknolojileri ise hem yüksek koruma hem de makyaj öncesinde konforlu bir kullanım sunan hafif formülleriyle öne çıkar.
Cildiniz bazı günler ne kadar nemlendirici sürerseniz sürün mat, kuru ve yorgun görünebilir. Özellikle mevsim geçişlerinde, yoğun şehir temposunda, sık makyaj yaptığınız dönemlerde veya cilt bakım rutininiz fazla sade kaldığında bu hissi daha belirgin yaşayabilirsiniz. Son dönemin popüler bakım yaklaşımlarından biri olan skin flooding tam olarak bu noktada öne çıkar. Temel mantığı cilde tek seferde yoğun bir ürün uygulamak yerine nem verici ürünleri ince katmanlar halinde kullanmaktır. Böylece cilt bakım rutini daha planlı, daha hafif ve daha konforlu hale gelir
Güneş koruyucu seçimi yaparken kutuların üzerinde karşımıza çıkan SPF, UVA, UVB, suya dayanıklılık, hassas ciltle uyumu ve “Broad Spectrum” gibi kısaltmalar adeta teknik bir dil gibidir. İlk bakışta kafa karıştırıcı görünen bu terimler aslında doğru çözüldüğünde o kremin cildiniz için neler yapabileceğini gösteren en net haritadır. Hatta evdeki herkesin ortak kullanabileceği aile boyu bir koruyucu seçiyorsanız, sadece SPF rakamını baz alarak karar vermek yeteri kadar cildinizi koruduğunuz anlamına gelmeyebilir. Çünkü SPF değeri, cildi hassaslaştıran ve UVB ışınlarına karşı koruma gücünü temsil eder.
Bakuchiol içeren ürünleri bakım rutininize eklemek istiyor ama nereden başlayacağınızı kestiremiyor olabilirsiniz. Cilt bakımında ürün sayısını artırmak, her zaman daha iyi bir sonuç alacağınız anlamına gelmez. Özellikle ince çizgiler, matlık, kuruluk hissi ve düzensiz cil tlere odaklanırken seçtiğiniz ürünlerin uygulama sırası, dokusu ve birbiriyle uyumu kritik bir rol oynar.
Yağlı ciltlerde nemlendirici seçmek çoğu zaman kafa karıştırıcı olabilir. Cildiniz gün içinde hızlı parlıyorsa, yoğun krem dokular yüzünüzde ağırlık hissi bırakıyorsa veya makyaj altında ürünlerin kaydığını düşünüyorsanız, doğru nemlendirici formunu bulmak günlük bakım rutininizi çok daha konforlu hale getirebilir. Bu noktada su bazlı nemlendiriciler, hafif yapıları ve ferah bitişleriyle öne çıkar. Yağlı ciltler için önemli olan yalnızca nemlendirme değildir; ürünün ciltte nasıl durduğu, ne kadar hızlı emildiği, gün içinde konfor sağlayıp sağlamadığı ve diğer bakım adımlarıyla uyumu da belirleyicidir.
Bahar temizliği denince çoğu kişinin aklına gardırop düzeni, makyaj çantası temizliği ya da banyo raflarını sadeleştirmek gelir. Ancak her gün kullandığınız saç fırçası, tarak, toka ve saç bantları da bu temizliğin önemli bir parçasıdır. Sabah hazırlanırken elinize aldığınız fırça, gün içinde defalarca kullandığınız toka ya da çantanızda taşıdığınız tarak zamanla saç telleri, şekillendirici ürün kalıntıları, toz ve yağ ile temas eder. Bu durum yalnızca görüntü açısından değil kullanım konforu açısından da fark yaratır. Eskiyen bir saç fırçası saçtan rahat geçmeyebilir, yıpranmış bir toka saçta iz bırakabilir ya da gevşemiş bir saç lastiği istediğiniz formu korumayabilir.