The Ordinary, son yıllarda cilt bakımında yalnızca ürünleriyle değil, yaklaşımıyla da dikkat çeken markalardan biri. “Ulaşılabilir fiyatlı içerik” ya da “etiket okumayı öğreten marka” gibi tanımlamalar, The Ordinary’nin yarattığı etkiyi özetliyor. Marka, pazarlama vaatlerinden uzak durarak ürün adlarında doğrudan aktif içerik + oran bilgisini sunuyor. Bu yaklaşım, kullanıcıyı iddialı söylemlerden çok rutinin mantığını anlamaya davet ediyor.
Bu yazıda; The Ordinary’nin doğuşunu, DECIEM çatısı altındaki konumunu, “Clinical Formulations with Integrity” felsefesinin günlük rutine nasıl yansıdığını ve en çok konuşulan ürün gruplarını ele alıyoruz.
Cilt bakımında uzun yıllar boyunca parlak ambalajlar ve iddialı vaatler öne çıktı. Ancak günümüzde tüketici davranışı değişti. Artık kullanıcılar yalnızca estetik değil, anlaşılır ve doğrulanabilir bilgi talep ediyor.
The Ordinary’yi farklı kılan nokta da tam olarak burada başlıyor: Ürün adları, içerik oranları ve kategori yapısı sayesinde “Bu ürün ne işe yarar?” sorusu netleşiyor. Bu yaklaşım, markayı trendlerin ötesinde, etiket okuma alışkanlığını yaygınlaştıran bir konuma taşıyor.

The Ordinary’nin hikâyesi, DECIEM çatısı altında başlıyor. DECIEM; birden fazla marka ve formül fikrini aynı yapı altında geliştiren bir oluşum. The Ordinary ise bu yapı içinde, içerik odaklı ve minimalist çizgisiyle öne çıkıyor.
Markanın dili; “süslemekten” çok “anlatmaya” dayanıyor. Ürün adında ana aktif içeriği görmek, kullanıcı için doğrudan bir başlangıç noktası sunuyor. Bu da özellikle satın alma kararında mantık ve bilgi arayan kullanıcılarla güçlü bir bağ kurulmasını sağlıyor.
“Clinical Formulations with Integrity” Ne Anlama Geliyor?
Markanın mottosu olan Clinical Formulations with Integrity, günlük cilt bakımında oldukça sade bir karşılığa sahip:
The Ordinary rehberlerinde sıkça vurgulanan yaklaşım “az ama düzenli” fikri üzerine kurulu. Marka, layering guide (katmanlama rehberi) ile doğru sırayı anlatırken, “ne kadar çok ürün, o kadar iyi” yanılgısına da mesafeli duruyor.
Hızlı Not: Yeni bir ürünü rutine eklerken tek başına kullanmak, birkaç hafta gözlemlemek ve miktarı abartmamak; hem cilt bariyeri konforunu hem de rutin yönetimini kolaylaştırabilir.
The Ordinary denildiğinde en sık duyulan ifadelerden biri fiyat/performans oluyor. Şeffaf etiketler, geniş ürün seçkisi ve “hedef seç – adım ekle” mantığı, kullanıcılar tarafından sıkça olumlu değerlendiriliyor.
Ancak eleştiriler de oldukça net:
Buradaki ortak çıkarım şu: Ürün seçimi kadar, kullanım şekli ve sırası da deneyimi doğrudan etkiliyor.


The Ordinary gibi geniş ürün gamına sahip markalarda en sık yapılan hata aynı anda çok sayıda ürüne başlamaktır.
Daha sürdürülebilir bir yaklaşım genellikle şu adımlarla ilerler:
Gündüz rutinlerinde güneş korumasını ihmal etmemek, özellikle asit içeren ürünlerle birlikte daha da önem kazanır.
The Ordinary’nin cilt bakımına kattığı en önemli değer, kullanıcıyı bilgiyle buluşturması olabilir.
Ürün adları ve rehberler, zamanla rutini de sadeleştirir: daha az adım, daha net hedef.
Bu dünyaya adım atarken küçük başlayın, sabırlı ilerleyin ve cildinizin verdiği sinyalleri takip edin
Unutmayın; en iyi rutin sürdürebildiğiniz rutindir, en iyi ürün ise cildinizle uyumlu olandır.

Tek hedef belirleyip tek ürünü rutine eklemek ve 10–14 gün gözlemlemek pratik bir başlangıç sağlar.
Genellikle fazla ürün kullanımı, yanlış katmanlama ve adımlar arasında beklenmemesiyle ilişkilidir.
Kademeli ilerlemek, cilt konforunu izlemek ve gündüz rutininde güneş koruması kullanmak önemlidir.
Sürdürülebilen, takip edilebilen ve cildi yormayan bir rutin çoğu kişi için daha uygundur.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Kozmetik ürünler hastalıkların teşhisi, tedavisi veya önlenmesi amacıyla kullanılmaz. Yeni bir ürünü rutine eklemeden önce patch test yapmak ve hassas ciltlerde bir uzmana danışmak uygun bir yaklaşım olabilir.

DermoEczanem